Yapay-Zeka.Org
   [ Ana Sayfa ]   [ Ansiklopedi ]   [ Kitaplar ]   [ Makaleler ]   [ Dosya Arşivi ]   [ Sık Sorulanlar ]   [ Giriş ]   [ Üye ol ]  
Sitede Ara
Web'de Ara
"Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur." P.Drucker
Destekliyoruz:


[Yapay Zeka Ansiklopedisi :: Bu sayfa]  

İnsan Beyni

"İnsan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zamanda biz onu anlayamayacak kadar aptal olurduk" Jostein GAARDER - Sofinin dünyası

Aslında bu cümleye "İnsan beyni kendi kendini anlayamayacak kadar basit bir sistem olabilir mi?" şeklinde bir soru ile cevap verilebilir.

İnsan beyni dediğimiz organda, çok karmaşık bir mekanizma, hayat boyu işleyip gider. Beyindeki ve vücudun diğer kısımlarındaki milyarlarca nöron, birbirleriyle ilişki kurarak, sinir sitemini oluşturur ve bizim tüm hayatsal mekanizmalarımızı en üst düzeyden yürütür. Aslında, bir çok sinir bilimcinin dahi kolay kolay hayal edemediği bir şeyi gözümüz önünde canlandırmamız gerekiyor. Ana yapısı hücrelerden oluşan kimyasal bir çorbadır sinir sistemi. Fakat öyle karmaşık bir çorbadır ki, bu gün için, hem bu çorbanın içeriği hakkında çok az bilgimiz bulunuyor, hem de bildiğimiz öğelerin de ne iş yaptıklarını bir türlü tam olarak açıklayamıyoruz. Ayrıca bu kimyasal çorba, nabız gibi atan, sürekli hareket eden, dinamik, her öğesi diğer başka bileşenlerden etkilenen ve her an kaotik (karmaşık, tahmin edilemez) tepkiler ve işlemler yapan, amaca yönelik bir bütünlüktür. Her hücre birbirinden bağımsız yaşayan birimler olsa da, vücudun diğer organları ile beraber, tüm vücut ve çevre olaylarıyla da etkileşir ve bütünlük içinde çalışırlar. Belli yerlerdeki sinir hücresi grupları, belli yerlerdeki başka gruplarla ilişki halindedir ve bu ilişkiler de ihtiyaca ve bireye göre oldukça değişkenlik gösterir.

Beynin ve sinir sisteminin işleyişi, yakın zamanlara kadar, basit elektrik devrelerine benzetilerek açıklanmaya çalışılmıştı. Bu anlayışa göre, karmaşık da olsa, sinir sistemi (ve tabii tüm biyolojik sistemler), anlaşılabilir ve laboratuarda tekrarlanabilir, üretilebilir bileşenlerden oluşmaktadır. Hatta, bazı gruplar bu anlayışı birkaç adım daha ileriye götürerek, sinir siteminin aslında karmaşık bir elektrik devresinden ibaret olduğunu ve üzerinde yeterli miktarda çalışılarak, insan beynine benzer bir makine yapılabileceğini bile söylemişlerdir. Yani, düşünen, karar veren, sevinen, üzülen, kıskanan, hisseden ve hatta yeri geldiğinde cinnet bile geçirebilen bir makine olmalıdır bu. İşin garibi, bu fikir ortaya atıldıktan bu güne kadar, bunun nasıl başarılacağı konusunda kimsenin en ufak bir fikrinin bile bulunmaması... Büyük bilimci Einstein'a atfedilen bir söz vardır: "Bilim olabildiğince basit olmalıdır, ama asla daha basit değil..." Yani, bazı süreç ve olguları olduklarından daha basit görmek ve küçümsemek, bilimsel anlamda bizi hiçbir yere götürmez. Unutmayalım ki, sadece bildiğimiz oranda anlayabiliriz ve, bu gün bildiklerimizin, tüm evrendeki bilgi miktarı yanında bir hiç olduğunu akl-ı selim sahibi tüm insanlar kabul edecektir. O zaman, her hipotez için en az iki kez düşünmek durumundayız demektir. Bu kısa girişten sonra, şimdi de sinir sisteminin işlevlerine bu işlevlerin sonuçlarına ve bildiğimiz kadarıyla bu işlevler konusunda bizim neler yapabileceğimizi tartışabiliriz...

İnsanoğlu icat ettiği pek çok şeyi doğadaki benzerlerinden ilham alarak geliştirmiştir, bizim konumuz da yapay zeka olduğuna göre, öncelikle zeka yetisine sahip tek organ olan beyini inceleyerek işe başlamalıyız... İnsan beyni, birbiri ile karmaşık ilişkiler içinde bulunan 3 paund'luk bir nöron hücreleri kitlesidir. Tüm aktivitelerimizi kontrol eder, yaradılışın en görkemli ve gizemli harikalarından biridir. İnsan zekasını, duyuların yorumunu, hareketlerin denetimini oluşturur. Bu inanılmaz organ bilim adamlarını olduğu kadar, bilim dışında olanları da şaşırtmaktadır. Beyin üzerine duyulan büyük ilgi ve konu üzerinde yapılan çalışmalar, yeni başlamış değildir. İnsanda ve diğer canlılarda yaşamsal faaliyetlerin yerine getirilmesinde merkez konumunda bulunan beyin üzerindeki çalışmalar yüzyıllardır yapılmakta ve bugün de tam olarak anlaşılamadığı için içinde bir çok disiplin içeren nörolojik bilimler alanında çalışmalar hızla devam etmektedir İnsan beynindeki bir nöron: sinirler Beynimizin sadece 1 cm3'ünde, bir trilyon bağlantıya sahip, 100 milyar sinir hücresi (nöron) bulunmakta ve bu nöronlar arasında her bir saniyede 10 milyon x milyar kere uyarı gerçekleşmektedir. Bütün bunlar beraberce yaklaşık 1300 gram ağırlığında, sınırsız kompleks bir kimyasal fabrikada gerçekleşmektedir. Bu fabrika içerisinde hücreler arası bağlantılar ve etkileşimler ve bu etkileşimi sağlayan elektriksel etkiler ve kimyasal maddeler hafıza sistemimizin temelini teşkil etmektedir. Bu sinir hücreleri bir bilgisayarın işlemcisine göre kat kat yavaş çalışmaktadırlar, ancak insan beyninin gücü bu milyarlarca hücrenin aynı anda ve beraberce (paralel olarak) çalışabilmesinden kaynaklanmaktadır. Bağlantılar: İnsan beyni ve vücüdümüzün diğer ilginç bölümleri ile ilgili çok güzel, türkçe bir kaynak. Beynimize gelen bir sinyalin sinirler tarafından tüm vücudumuza iletilmesinin, saniyenin 50 de 1'i gibi kısa bir sürede gerçekleştiğini biliyor muydunuz ? İnsan beyni hiç bir bilgisayarla karşılaştırılmayacak kadar karmaşık ve üstün bir sisteme sahiptir. Beynin içine derinlemesine girildikçe, bizim kavrayabilme sınırlarımızı zorlayan detaylarla karşılaşırız, orda henüz kavramayı tam olarak beceremediğimiz bambaşka bir dünya vardır. Bizim yerimize düşündüğünü zannettiğimiz beyin aslında karar verme yeteneğine sahip olmayan basit hücrelerden oluşur. Dişideki yumurta hücresinin, erkekten gelen sperm hücresiyle birleşmesi sonucu meydana gelen hücre, tekrar-tekrar bölünerek binlerce, milyonlarca hücre oluşturur. Vücutta bulunan tüm hücrelerin ortak özellikleri vardır. Çekirdek, mitekondri, sitoplazma vb... Fakat her hücre farklı bir dokuyu oluşturur. Beyin ve sinir sistemini oluşturan hücrelere nöron denir. Nöronların ise diğer hücrelerden belirgin olarak görülen farklılıkları akson ve dendrit adı verilen iki uzantılarının olmasıdır. Hücre çoğalmasının 18. gününde sinir sisteminin ilk farklılaşmaları oluşmaya baslar. Embriyonun sinir sistemi oluşmaya başlarken başkalaşan sinir hücrelerinin akson ve dendritleri hücre gövdesinden uzar. Her nöronun sahip olduğu akson ve dendritlerin uzunlukları birbirinden farklıdır ve hepsi sahip oldukları uzunluklara göre bir görev üstlenmişlerdir. Mesela, omurilikten ayağa mesaj iletecek akson 1 m. uzunluğundayken, gözümüzden beynimize uzanan diğer bir akson sadece 5 cm. uzunluğundadır. Vücuttaki milyarlarca akson ve dendrit, görevlerini gerçekleştirmek için sadece kendilerine gerekli olacak uzunluğa kadar gelişir ve ardından büyümeleri durur. Vücuttaki tüm nöronların sahip olduğu bu uzantılar sayesinde tüm bilgiler gereken yerlere iletilir. Nöronların bu şekilde olması, vücudun her kösesine yayılarak sinir sistemimizi oluşturmalarını ve vücudumuzdaki haberleşmeyi çok hızlı bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlar. Böylece beyin vücuttaki her noktadan eksiksiz bilgi alır. İletişimin en önemli elemanları ise elbette ki nöronlardaki akson ve dendritlerdir. Her ikisi arasında çok uyumlu bir iş bölümü vardır. Dendritler gelen mesajı hücre gövdesine iletmekle, aksonlar ise hücre gövdesinde değerlendirilen bu mesajı başka bir nörona iletmekle görevlidirler.Nöron

Bir nöronun birden çok dendrite sahip olması onun vücudunun değişik yerlerindeki nöronlarla birebir iletişim halinde olmasını sağlar. İnsan bedenindeki 100 milyar nöron göz önüne alındığında ve bunların her birinin birden fazla dendrite sahip olduğu düşünüldüğünde, sinir sisteminin, ne kadar karmaşık olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Tipik bir nöron 1.000 ile 10.000 farklı bağlantıya sahip olabilir ve 1.000 farklı nörondan bilgi alabilir. Bu da, 'bir nöronun dendritleri, vücuttaki diğer 10.000 farklı nöronla dolaylı bağlantıya geçerek, onlardan da kendisine bilgi akışı olmasını sağlayabilir' demektir -ki bu böylece uzayıp gider-. Bu rakamlar üzerinde düşündüğümüzde de, sinir sistemindeki sonsuz bağlantıların oluşturduğu karmaşık ağ daha iyi hayal edilebilir. Beyin ve sinir sisteminde fiziksel katmana bakıldığında, işlemci, sinyal iletim ortamı ve yol verici olarak, sinir sisteminin temel öğesi olan nöron, ya da sinir hücresi görülmektedir. Sinir hücresini oluşturan dendrit, hücre gövdesi, akson ve akson uçları (sinaps) şekilde gösterilmiştir. Dendritler sinaptik sinyalleri girdi olarak almakta, hücre gövdesi bu sinyalleri -bilindiği kadarıyla- analog bir yöntemle işlemekte ve üretilen denetim sinyali ya da sinyalleri aksonlar aracılığı ile denetlenecek hedef hücrelere iletilmektedir. Tipik bir nöron, hücre gövdesi ve dendritleri üzerine dış kaynaklardan gelen elektrik darbelerinden üç şekilde etkilenir. Gelen darbelerden bazısı nöronu uyarır, bazısı bastırır, geri kalanı da davranışında değişikliğe yol açar. Nöron yeterince uyarıldığında çıkış kablosundan (aksonundan) aşağı bir elektriksel işaret göndererek tepkisini gösterir. Genellikle bu tek akson üzerinde çok sayıda dallar olur. Aksondan inmekte olan elektrik işareti dallara ve alt dallara ve sonunda başka nöronlara ulaşarak onların davranışını etkiler. Nöron, çok sayıda başka nöronlardan genellikle elektrik darbesi biçiminde gelen verileri alır. Yaptığı iş bu girdilerin karmaşık ve dinamik bir toplamını yapmak ve bu bilgiyi aksonundan aşağı göndererek bir dizi elektrik darbesi biçiminde çok sayıda başka nörona iletmektir. Bu çalışma mantığı örnek alınarak yapay sinir ağları geliştirilmiştir. Nöron, bu etkinlikleri sürdürmek ve molekül sentezlemek için de enerji kullanır fakat başlıca işlevi işaret alıp işaret göndermektir, yani bilgi alışverişidir. Ortalama bir beyinde milyarca sinir hücresi vardır. Dolayısıyla sayıları arttıkça beyin işlevlerinin de artacağı açıktır. Nöron sayısı kadar önemli olan bir diğer özellik; nöronların uzantıları aracılığı ile diğer nöronlarla oluşturdukları ilişkilerdir. Bilgi alışverişinin yapıldığı bu ilişki noktaları (sinapslar) nöron başına 1000 ile 10.000 arasında değişir. Sinapslar, etkiye akım var / akım yok şeklinde tepki gösterir. Demek ki, bir nöron 103 hatta 104 tepki verebilir. 1010 nöron olduğuna göre, sinir sisteminde tepki sayısı ya da bilgisayar deyimiyle söylersek bit sayısı, 10 trilyon ile 100 trilyon arasında değişecektir. Bu bit sayısı 500 sayfalık, bir milyon kitabı dolduracak büyüklüktedir. (Yaklaşık 116.416 Gb.)

  • Zihinsel Süreçler
  • Beynin Temel Yapısı

    Beyin üç temel kısımdan oluşmaktadır, arka beyin, ön beyin ve orta beyin adı verilen bu bölümler kendi içlerinde birbirleri ile haberleştikleri gibi herbiri de birbirinden bağımsız görevleri yerine getirirler.

    Arka Beyin:

    Soğanilik, beyincik ve varol köprüsünden oluşur. Soğanilik (medulla) omuriliğin beyin ile bağlantı yaptığı yerdeki şişkin bölgedir. Burası otonom sinir sistemini (kalbin atışı, kan basıncının ayarlanması, nefes alıp vermemiz vb..) kontrol eder. Beyincik (serebellum), beynin evriminde ilk adımlardan birini oluşturur. Omuriliğin beyinle birleştiği noktada, birbiri üzerine katlanmış ve kıvrılmış ufak bir yapıdır ve her iki beyin kürelerinin arka alt kısmına sokularak saklanmıştır. Beyin ile ilgili bilinenler çerçevesinde beyinciğin görevi; kas faaliyetlerimizi koordine ederek harketlerimizi düzgün ve akıcı bir hale getirmektir. Serebellum da meydana gelen bozukluklar, kişinin ayakta durmasını, hareketlerini ve denge kurmasını zorlaştırır.

    Arka beynin bir kısmı, iğneden ipliği geçirirken, ameliyat yapılırken, piyano çalarken ve bisiklete binerken gerekli koordinasyonlarda kullanırız.

    Orta Beyin:

    Nispete küçük bir yapıya sahiptir. Orta beyin ön ve arka beyinleri birbirine birleştirmekle görevlidir. Orta beyin içinde işitme ve görme ile ilgili önemli işlevler gören nöronlar vardır (nöron: sinir hücresine verilen ad), bu bölüm aydınlığa ya da ışık kaynağına yönelmemizi sağlar.

    Beyin sapı, beynin her üç kısmıyla (ön, arka, orta) ilişki halinde olan bir yapıdır. Beyin sapı omurgalı hayvanların hepsinde bulunan bir yapıdır ve beyin evriminde en eski yapıdır. Beyin sapında olan nöron faaliyetlerinin büyük bir çoğunluğu, düşüncemizin kontrolü altında olmayan refleks hareketlerdir.

    Ön Beyin:

    Talamus, hipotalamus, limbik sistem, serebrum ve beyin kabuğundan oluşur. Serebrum evrimleşmede son basamaklardan biridir, ilkel hayvanlarda bulunmaz. Sinir sistemindeki ağırlığın artması, serebrumdaki gelişmelerden dolayıdır. İnsan bulunan her dört nörondan üçünün serebrum ile ilişki halinde olduğu anlaşılmıştır.

    Talamus, duyu organlarından gelen nöronların beyin kabuğu ile ilişkisini sağlamakla görevlidir. Talamusun belirli bir bölümü görme ile ilgili sinirlerden gelen bilgileri alır ve korteks' in görme ile ilgili bölümüne iletir, duyu ile ilgili nöronlardan gelen bilgileri korteks' in duyma bölgesine iletir.

    Hipotalamus, hipofiz salgı bezi ile talamus arasında yer alır. Son yıllarda en çok araştırılan beyin kısımlarından birisidir. Çok büyük olmamasına rağmen gördüğü işlevler son derece önemlidir. Hipotalamus "heyecan" ve "arzuların" denetlendiği merkezdir. Cinsel davranış, yeme, içme vb istekler bu merkez tarafından yönetilir. Ayrıca vücut sıcaklığını kontrol eden ve ısıyı normal tutabilmek için önlemler alan merkezde burada bulunmaktadır. Saldırganlık duyusu, uyku ve uykusuzluk hali, iç salgı bezlerinin faaliyetlerinin denetlenmesi yine hipotalamus tarafından yapılmaktadır.

    Limbik sistem, beyin sapının yukarı kısmı ile ön beyin arasında yer alan nöron ağından oluşur ve heyecanlanma, saldırma, kaçma gibi davranışlarla ilişkilidir. Limbik sisteminin bir kısmının heyecan yatıştırıcı işlevi bulunurken diğer kısımları korku davranışını ortaya çıkarır. Limbik sisteminde tahribat olan hastalar, dikkatlerinin bi an için dağılmasından sonra ne yapacaklarını hatırlayamazlar. Bu da limbik sistemin doğrudan hafıza ile bağlantılı olduğunu göstermektedir.

    Beynin Görev Haritası

    İnsan, kendi beyninin nasıl çalıştığını henüz anşamış değildir. Fakat davranışlarımızın beynin farklı bölgeleri tarafından denetlendiği bilinmektedir. Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, hipotalamusun belli bir bölgesi tahrip edilince farenin çok yemeye başladığı ve aşırı ağırlık kazandığı gözlemlenmiştir. Ancka başka bir farenin hipotalamusunun o bölgeye yakın farklı noktaları tahrip edilince, hayvanın iştahının tamamen ortadan kalktığı görülmüştür.

    Sıradan bir incelemede insan beyninin simetrik iki yapıdan oluştuğu gözlemlenmiştir. Gerçekte ise sol yarıküre, sağ yarıküreden her zaman büyüktür. Yaklaşık simetrik yapıları olmasına rağmen işleyişleri bakımından beyin yarı küreleri simetrik değildir.

    Sol yarıküre beyinde sağ yarıkürenin yapamadıklarını yapma eğilimindedir. Beyinde görme, konuşma vb. gibi alanların yeri tam olarak bilinmektedir. Konuşma, konuşulanı anlama, yazma ve yazılanı tanıma yetenekleri sol yarıkürede yer almaktadır.

    Sol yarıküre sağ el faaliyetlerini, sağ yarıküre ise sol el faaliyetlerini kontrol eder. İşitme de kendi içinde çaprazlanır, ancak bir ses hangi kulaktan alınmış ise o beyin yarıküresinde örneklenir. Benzer şekilde koku duyusu da hangi burun deliğinden alınmış ise o taraftaki yarı küre tarafından alınır.

    Son zamanlarda yapılan ayrık beyin araştırmaları da beynin her yarı küresinin üstlendiği işlevler olduğunu göstermektedir. Prof. Ornstein' in beynin sağ ve sol kısımlarını ayırdığı ayrık beyin deneyleri, aşırı epilepsi nöbeti olan hastaları sıkıntılarından kurtarmak için 1960 larda önerilmiştir. Amaç; iki yaıküreyi birbirine bağlayan korpu kallosum' u kesmekle sara nöbetinin altında yatan ve nöronlarda deneyim altına alınamayan biyoelektiriksel boşalmayı öbür yarıküreye geçmeden kesebilmektir.

    Bazı ayrık beyin çalışmaları, iki yarıkürenin de birbirinden farklı işlevleri yaptığını kanıtlayan hayret verici gözlemler ortaya çıkarmıştır. Bu gözlemler sonucunda beynin sol yarıküresinin konuşma ve yazma gibi dilsel davranışlar üzerinde uzmanlaştığı anlaşılmıştır. Ekranın sağ köşesine bir kelime düşürülerek, sol yarıküredeki ilgili bölgeye uyarıcı gönderilirse, denek bu kelimeyi hem okuyabilir hem de söyleyebilir. Aynı kelime ekranın sol tarafına düşürülürse, denek ekranda yazılı olan kelimeyi söyleyemez ancak denek bu kelimeyi söylemesi yerine tanıması istendiğinde başarılı olmuştur.

    Bu kadar biyolojik tanımlamanın yeterli olduğu kanısındayım. Beynin işleyişi burada yazığımızdan çok daha karmaşık olmakla beraber aynı zamanda hayret verici bazı özellikler de barındırmaktadır.

    (Hakan Sülün Byte Online'ın yazarlarındandır. Kendisine adresinden ulaşabilirsiniz.)

    BEYNİN İŞLEYİŞİ

    Yapay zeka araştırmaları, insan beyninin incelenmesi ve bu işlevlerin modellenmesi ile ilişkilidir. Kuşkusuz insan beyni bilinen en karmaşık yapıdır. Beyin, kendi kendisinin laboratuarda incelenmesine izin verdiği gibi, yine kendi kendisini yok edecek kararı da verebilir. Dolayısı ile “özyinelemeli” bu sürecin tam anlamıyla çözülebilmesi tartışılmaktadır.

    Beynin çalışması uzmanlar tarafından üç temel bölüme ayrılmaktadır;

  • Bilginin girişi
  • Sentezleme ve kıyaslama
  • Çıkış ve eylem
  • Yapılan onca araştırmaya rağmen, beynimiz hakkında elimizdeki en yoğun bilgi birikimi “bilginin girişi – çıkış ve eylem” safhalarına aittir. Beynin bir bilgiyi nasıl sentezlediği, kıyaslamaların neye dayanarak yapıldığı gibi noktalar halen muammadır.

    Beynin çalışması pek tabi ki sinir sistemi ile doğrudan ilişkilidir. Sinir sisteminin bütün bölümleri beyin ile sıkı bir ilişki içerisindedir ve bir bütün olarak çalışır. Uzmanlar tarafından bugün sinir sistemi “çevresel” ve “merkezi” olmak üzere iki gruba ayrılır, bütün sinir hatları birbiri ile inanılmaz bir uyum içerisinde çalışmakta ve beynin bilgi akışını ustaca biçimlendirmektedir.

    SİNİR SİSTEMİ

    Sinir sisteminin beyin ve hareketlerimiz ile doğrudan ilişkili olduğundan daha önce bahsetmiştik, şimdi hep beraber sinir sisteminin bölümlerini inceleyelim;

  • Merkezi sinir sistemi: Beyin ve omurilikteki tüm nöronları içerir (nöron: sinir hücresine verilen isim) insan bedeninin davranış ve işlevlerinin tümünün yönetimi elindedir.
  • Çevresel sinir sistemi: Beyin ve omuriliği, kaslar, duyu organları, salgı bezleri vb. vücudun diğer tüm kısımları ile ilişkilendirilmiş sinirlerden oluşur. Çevresel sinir sistemi bağlı olduğu birimlerden alınan bilgileri, merkezi sinir sistemine iletir ve yönetimin sağlanmasında rol oynar.
  • Beynin işleyişinde temel özelliklerden birisi de, bilgileri geri dönüşümlü biçimde işleyebilmesidir. Her aşamada lif ve sinir bağlantılarının bir bölümü bir önceki aşamaya geri dönerek, bilgilendirme ve yeniden kontrolü sağlar.

    Pozitif ve negatif geri beslemeli kontrol sistemleri sayesinde beyin yönetmekte olduğu işin gidişatını her an bilmektedir.

    Psikolojik işlevlerin tümünde olduğu gibi zeka da beynin normal işleyişine bağlıdır. Bu işleyişi değiştiren neden, zekanın işleyişini de değiştirmektedir. Oksijen azalmasının veya yetersiz beslenmenin zihinsel gelişimde nasıl büyük rol oynadığını hatırlayınız.

    Sınırların aşılması

    Zekanın gelişmesi anlık bir süreç değildir, zeka ile ilgili bir kitabı okuyan “normal” zekalıların daha yüksek zeka seviyelerine çıkabileceği doğru olarak kabul edilmemektedir. Şöyle düşünün, bugün zeka geriliği olan birisisiniz ve bir akşamda aldığınız haplar ile üstün zeka mertebesine erişiyorsunuz?!

    P. Oleron bu konuya aşağıdaki açıklamayı getirmiştir;

    “Yetersiz kalan maddelerin verilmesi, bunların eksikliğinden kaynaklanan etkileri telafi etmeyi sağlar. Ancak daha yüksek dozların normal durumu aşmayı sağladığı sonucuna doğrudan varamayız. Vitamin yetersizliği organik eksikliklere yol açar, ama bunların alınması bu eksiklikleri yok etse de, kişiyi mutlaka daha üstün bir sağlık durumuna kavuşturmaz. Genellikle beynin büyümesi kadar çocuğun gelişmesi, dengeli ve yeterli bir beslenme ile gerçekleşir….”

    Beynin işleyişi, en basit anlamda; nöronlardaki akımların bağlantılar aracılığıyla bir nörondan diğer nörona iletilmesine dayanır. Böylece çevreden alınan bilgilerin işlenmesi, olaya karşı verilecek tepki uygulanana kadar sürmektedir.

    Sinir sistemine giriş, özel alıcılar yoluyla dış ortama duyarlı olan organların veya iç ortamın (vücudun konumu vb.) farklı durumları algılaması ile olur. Sinir sistemi, mevcut bilgiler içerisinden en önemli olanlarını seçer ve bu seçimde oluşan değişiklikler dikkate alınır. Bu değişimin bilinç düzeyinde tutulması ise ancak birkaç saniye sürmektedir.

    Birinci grup nöronlar aracılığı ile alınan bilgi, beynin özelleşmiş bölümlerine iletilerek önce algılanır, daha sonra da aynı anda alınan, yada daha önceden beynin belirli bölgesinde tutulan aynı nitelikteki bilgi ile karşılaştırılır. Bir giriş nöronu diğer pek çok nöronu da harekete geçirir ve bu şekilde bilgi yayılarak birçok beyin alanının verinin değerlendirilmesine katılmasına yardımcı olur.

    Sinir sistemi ve beynin çalışmasındaki bir diğer model ise, her aşamada nöronlar ve nöron bağlantılarının bir bölümünün bir önceki aşamaya yeni bilgiler sunma (feedback) ve denetimi yeniden sağlamasıdır. Bu işlem eylem ortaya çıkana kadar tekrarlanmaktadır. Aşağıdaki örneği inceleyiniz;

    Masa üzerinde duran bir bardak suyu içmek istediğimizde, en azından aşağıdaki periyotlardan geçmek gerekir.

  • Su ihtiyacının farkına varma
  • Su bardağının ve içindeki suyun tanınması (bu aşamada eğer görünürde su bulunamaz ise, suyun nerede olduğunun araştırılması da devreye girmektedir)
  • Bulunduğu koşullar içerisinde, su içmenin normal bir davranış olduğuna karar vermesi
  • Eli su bardağına uzanırken, bardakla eli arasında sürekli olarak kısalan mesafenin, geri besleme (feedback) yolu ile doğru algılanması ve bardağın yakalanması
  • Bardağı yakalayan elin, bardağı belirli bir kuvvet derecesinde kavrayabilmesi (fazla kuvvet uygulanırsa bardak kırılır, az uygulanırsa düşer)
  • Elin kavradığı bardağın, bulunduğu konumdan ağza uygun bir hızda getirilmesi (feedback burada da kullanılmaktadır.)
  • Yukarıda, su içme eylemi için hesaplanması öngörülen “ilk akla gelen” maddeleri görüyorsunuz. Yukarıdaki işlemler ve daha binlercesi, her işimizde sürekli olarak sınanmakta, uygulanmakta ve saniyenin binde – milyonda biri kadar kısa süreler içerisinde işlenmektedir.

    Beyin araştırmaları, son yıllarda üzerinde en çok araştırma yapılan konu olmuştur. Yapay zeka araştırmaları ile beyin araştırmaları pek çok ortamda aynı anda yürütülmektedir.

    Çalışmalar ne süreklilikte olursa olsun, ne kadar ilerlenirse ilerlensin. İlk yazımızda da bahsettiğimiz paradokstan ötürü beynin işleyişi hiçbir zaman tam olarak çözülemeyecektir.

    BELLEK VE YAPISI

    Bellek, bilgileri değişik kodlar halinde sentezleyen ve depolayan alt birimler topluluğu olarak ele alınmaktadır. Öğrenmeyi, akıl yürütmeyi, bilinci ve dolayısı ile kişinin davranışlarını düzenleyen temel bir beyin işlevidir.

    1960 lardan sonra yapılan araştırmalarda, belleğin basitçe bilgi depolamaktan fazlasını yaptığı anlaşılmıştır. Bellek birçok zihinsel işlemin kesiştiği merkezdir. Çok aşamalı bellek yapısının kabul edilmesinden sonra belle yapısı 3 ana kısımda incelenmeye başlandı. Bunlar duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek olarak isimlendirilir.

    İnsan algılama sisteminin kuşkusuz en önemli parçası dış uyaranlardır. Dış uyarılar, duyu alıcıları yolu ile duyusal belleğe ulaşır. Burada işlenmek veya üzerinde çalışılmak üzere kısa süreli belleğe gönderilirler. İşlem kısa süreli bellekte tamamlandıktan sonra depolanmak üzere uzun süreli belleğe gönderilir.

  • Bellek
  • Erkek ve Kadın Beyinlerinin Farkları
  • Beyinle İlgili Bir Bilim Adamına Yakışır Bir Anektod

    Kimya biliminin dehası Lavoisier''nin, asıl eğitimi hukuktu ve Paris Barosu''na kayıtlı bir avukattı. Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları ile ünü bütün dünyaya yayılmıştı. Kimya bilimini reddeden yobazların kafasını gösterip "Bu kelleler hiçbir şeye yaramaz" dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp ölüme mahkum edildi.

    Lavoisier, matematikçi Lagrange''i çağırdı. "Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam bil ki, insan kafası kesildikten sonra bir süre daha beyninin düşünmekte olduğunu anlarız."

    Lavoisier''nin kafası kesildikten sonra sepete düştü ve gülerek iki kere göz kırptı.

    Matematikçi Lagrange diyor ki, "Lavoisier''nin son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. Ama o yobaz kafalar ufunet üretmek için asırlarca karanlıkta sürünecekler..."

    İnsan Beyni İle İlgili Faaliyet Gösteren Kuruluşlar

  • Beyin Araştırmaları Derneği (BAD), http://www.bad.org.tr/
  • Kaynaklar

  • Brain Structure and Its Origins, http://ocw.mit.edu/courses/brain-and-cognitive-sciences/9-14-brain-structure-and-its-origins-spring-2009/
  • Introduction to Neuroanatomy, http://ocw.mit.edu/courses/brain-and-cognitive-sciences/9-97-introduction-to-neuroanatomy-january-iap-2003/
  • http://www.byte.com.tr/makaleler/default.asp/Gorev/AnaSayfa/Kategori/6, Hakan Sulun,
  • http://www.psikolojisayfam.com/hafiza-gelistirme/beynimiz-nasil-calisir.html
  • http://www.genetikbilimi.com/genbilim/beynimiz.htm
  • http://www.bilgiustam.com/beynimiz-nasil-ogreniyor/
  • http://www.mcaturk.com
  • http://thebrain.mcgill.ca/
  • http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0711/konu.aspx?Konu=1
  • MIT OpenCourseWare | 9.10 Cognitive Neuroscience, http://ocw.mit.edu/OcwWeb/Biology/7-89Fall-2007/CourseHome/
  • http://www.brains-minds-media.org/current
  • http://www.facebook.com/note.php?note_id=404236479624828
  • Son değişme: 29.04.13 yazan
    Yapay-Zeka.org sayfalarında bulunan bilgi ve belgelerin, kaynak gösterilmek koşulu ile GÖBL çerçevesinde kullanılması serbesttir. XOOPS'a teşekkürler.