Yapay-Zeka.Org
   [ Ana Sayfa ]   [ Ansiklopedi ]   [ Kitaplar ]   [ Makaleler ]   [ Dosya Arşivi ]   [ Sık Sorulanlar ]   [ Giriş ]   [ Üye ol ]  
Sitede Ara
Web'de Ara
"Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız." Konfüçyüs
Destekliyoruz:


[Yapay Zeka Ansiklopedisi :: Bu sayfa]  

Beyin

Düşüncenin üzerinde oluştuğu altyapı, hayvanların merkezi sinir sistemi ve onun düşünme dışı faaliyetlerinden meydana gelir. Bu sistemin genel olarak sağlıklı ve sağlıksız oluşu, duyu organlarının fizyolojik sınırlan, sinirlerin iletim hızı, sînapslardaki aktivitenin niceliği, tek tek duyular açısından ve anatomik yapılanma açısından kalıtımsal yatkınlığı ve kapasitesi, bütün bunlar ayrı ayn düşünmeyi etkiler ve bir bütün olarak da düşünmeyi belirler. Buradaki "belirleme" kelimesi yerinde ve gerçek anlamı ile kullanılmıştır. Fakat bu, her hayvandaki her basit ya da karmaşık düşüncenin, beyin fizyolojisinin otomat bir sonucu olduğu anlamına gelmemelidir Sadece, daha önce gördüğümüz gibi, belirli sabit tiplerde düşünme ve davranışa yatkınlık olarak türlere özgü ve bireylere özgü sınırların çizilmesi anlamına gelir. Her hayvan türü, kendine özgü düşünme ve davranış kalıplarına sahiptir ve bu sınırlar içinde "iradeli" bireysel davranışlar gösterir. Ayrıca bir tür içindeki her bireyin de kendine özgü daha dar sınırlan vardır ve "iradeli" davranışlarında bu sınırların dışına çıkamaz. İnsanlarda "can çıkar huy çıkmaz", "huylu huyundan vazgeçmez", "kanı bozuk", "asil azmaz bal kokmaz", gibi sözler, kalıtımsal ve fizyolojik olarak altyapının düşünce üzerindeki bu belirleyiciliğini anlatırlar.

Ayrıca dölyatağı içinde, doğum sırasında ve bebeklik döneminde olabilecek çeşitli olayların beyinde bozduğu hücre sayısına ve bozulmanın kapladığı alana göre de düşünme süreci etkilenir. Bu tür unsurları da, düzeltilmesi mümkün olmadığı için altyapı kapsamında görmek gerekir.

Altyapının bu belirleyici özelliği en iyi yavru hayvanlarda gözlenir. Bir kedi yavrusu ile bir civciv, daha doğar doğmaz birbirinden ayrı ve türlerine özgü davranışlar göstermeye başlarlar. Ayrıca aynı zamanda doğan dört- beş kedi yavrusu da, doğumdan bir- iki hafta sonra yetişkinlikteki karakterlerinin temelini oluşturacak çeşitli davranış türlerini sergilemeye başlarlar. Her yavru, yaşı ile pek az değişme eğilimi gösteren özgün kişilik örnekleri sergiler. Hırçın, kavgacı, inatçı, açıkgöz, utangaç, uyumlu, sevecen, meraklı, vb. kişilik özellikleri , yavrularda , yaşın ilerlemesi ile pek az değişiklik göstermekte ve yetişkin birer hayvan olduklarında da temel karakter özelliklerini oluşturmaya devam etmektedirler. İnsan yavrularında bu tur özelliklerin değiştirilmeye çalışılması, yetişkinlikteki psikolojik rahatsızlıkların en önemli nedenlerini oluşturmaktadır.

Davranışlarımızın genetik kökenlerini de altyapı başlığı altında değerlendirmemiz gerekir. Bir civciv, yere dolu dolu dan konulsa bile, bir yandan gagalarken, bir yandan da eşinmeye devam eder. Yiyecek bulmak için eşinmek gerekliliği, genlerine yazılmıştır. Bir fare, yiyeceklerin kokusu ile hastalanma arasında bağlantı kurabilir ve hastalık yapan besinleri bir daha yemez. Ama koku ile kurduğu bu bağlantıyı, yiyeceklerin görüntüsü ile kuramaz. Halbuki bir güvercin, aynı hastalık bağlantısını yiyeceklerin görüntüsü ile kurar Yiyeceğin kokusu, güvercine birşey ifade etmez bu açıdan Birçok hayvanda, hareket eden nesnelere yaklaşma, onlarla oynama gibi bir "merak" duygusu vardır. İnsanlarda ise buna ilave olarak, nesneleri hareket ettirme, sağa-sola çevirme ve böylece oynama biçiminde bir merak duygusu vardır. Laboratuarda doğup büyümüş ve daha önce hiçbir fareyi öldürmemiş olan, bir fare kavgası da görmemiş olan bir fare, kafesteki bir başka fare ile barış içinde yaşamaktadır. Ama bu farenin beyninde "kızgınlık" yaratan özel bölgelerin uyarılması sonucu, tıpkı vahşi farelerin kullandığı yöntemlerle, yani diğer farenin boynunu ısırıp omurgasını kırarak öldürmektedir. Demekki, kendi türünden bir düşmanın neresine saldırması gerektiği de genlerinde yazılıdır farenin. Dü öğrenme, insanın gırtlak veya dudak gibi fiziksel yapılarından bağımsız olarak, beyin fonksiyonları ile ilgili genetik bir yatkınlığıdır. İnsan, yalnızca "konuşma potansiyeline" sahip bir canlı değildir. Mutlaka konuşması gereken bir canlıdır. Konuşmayı çok sever ve bu konuda coşkun duygulara sahiptir. Konuşmadan duramaz. Sık sık, iş olsun diye konuşur, geyik muhabbetlerine dalar. Sırf konuşabilmek için uzak yollara bile gidip gelir Diğer hayvan topluluklarındaki gibi, konuşmadan birarada oturup birbirine bakmakla yetinen bir insan topluluğu görülmemiştir. İlle de konuşurlar. Ormanlarda kimsesiz yetişen birkaç insan yavrusu örneği vardır.

Bunlar, konuşamamakta ve vahşi hayvanlar gibi sesler çıkarmakta idiler. Bunlardan, hiçbirine daha sonra lisan öğretilemedi.Bunlar üzerinde, ergenlik dönemine kadar lisan öğrenilmezse, bu dönemden sonra artık öğrenilemeyeceğini gösteren çalışmalar yapılmıştır. Ama bütün insan yavruları, fiziksel bir kusurlan yoksa ve çevrelerinde başka insanlar varsa, 4-5 yaşlarına kadar ana dillerini mükemmelen öğrenmektedirler. Her millet ve her lisan için bu böyledir. Hatta her kültür düzeyi için, her sosyal sınıf için de böyledir. Çinli bir köylü çocuğu Çinceyi, bir İngiliz aristokrat çocuğu da İngilizceyi aynı yaşlarda başarı ile konuşurlar. İki ayak üstünde yürümek gibi bir olaydır konuşma insan türü için. Her türden hayvan yavrusu da, belirli bir yaşa geldiğinde kendi türünün iletişin yollanın tam olarak öğrenir ve uygulamaya başlar.

  • Anatomik ve Fizyolojik Yapı
  • Beyin Üzerine Çalışmalar
  • Beyin Kimyası
  • Yeniden Beyin Anatomisi Üzerine
  • Kaynaklar

  • Sayın Nadir BENCAN’ın Düşünen Hayvan / Bir “Canlılar Psikolojisi” Denemesi adlı kitabi. (Bazı bölümler yazarın izni ile olduğu gibi alınmıştır.)
  • Son değişme: 04.06.11 yazan
    Yapay-Zeka.org sayfalarında bulunan bilgi ve belgelerin, kaynak gösterilmek koşulu ile GÖBL çerçevesinde kullanılması serbesttir. XOOPS'a teşekkürler.