Yapay-Zeka.Org
   [ Ana Sayfa ]   [ Ansiklopedi ]   [ Kitaplar ]   [ Makaleler ]   [ Dosya Arşivi ]   [ Sık Sorulanlar ]   [ Giriş ]   [ Üye ol ]  
Sitede Ara
Web'de Ara
"Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır." Bertolt Brecht


[Yapay Zeka Ansiklopedisi :: İnsan Beyni :: Bu sayfa]  

Bellek

Milyonlarca hücrenin ortak gayreti ile işitilen görülen yaşanan duyulup hissedilen şeyler bir düzen içinde beynimizde depolanmakta ve gerekli zamanda ise buradaki organize yapının hüneri ile hatırlama mucizesi gerçekleşmektedir.

Bellek, geçmiş bir olayı ya da bir bilgiyi zihinde tutma ve anımsama yetisidir. Sözgelimi, okudaki ilk gününüzü anımsarken, geçmişte yaşadığını bir olayı bilinç düzeyine çıkarmış olursunuz. Belleğiniz olmasaydı ne kimseyi tanıyabilir ne, ne düşünebilir ne de kim olduğunuzu bilebilirdiniz

Anımsama, bütün düşünme biçimlerinin temelini oluşturur. Aşağıdaki sorulara yanıt vermek için ne türden bir zihin çalışması gerektiğini inceleyelim:

"Evinizde kaç pencere var?" sorusuna "Evimde 11 pencere var." demeden önce aslında bu sorunu yanıtını net olarak bilmiyordunuz. Zihninizde evinizin bir resmini canlandırdınız ve oda oda dolaşarak pencereleri saydınız. Oysa "Kedi" sözcüğünün ingilizcedeki karşılığı nedir? sorusuna "Cat" cevabını vermeden önce böyle bir işlem yapmaya ya da kedinin görsel imgesini zihninize getirmenize gerek kalmadı.

Bellek konusunda akılları kurcalayan iki önemli soru vardır:

1. Neden unuturuz? 2. Öğrendiğimiz bir şeyi nasıl anımsarız?

Unutma

Unutmanın nedenlerine ilişkin değişik görüşler vardır. Bazıları beyin hücrelerinin bozulmasından ya da beyin hücrelerinin yeterince kullanılmamasından dolayı, önceden bilinen şeylerin bellekten silinerek, beynin eskisi gibi çalışmamasının unutmaya yol açtığını savunur. Bazı psikologlar da, bilginin bellekten hiç bir zaman silinmediği, unutmanın, bilginin anımsanması sırasındaki bir aksamadan kaynaklandığı görüşündedir. Bu görüş bazı bilgilerin dilimizin ucuna gelmesine rağmen ancak belirli bir zaman sonra hatırlayabilmemizi de açıklamaktadır.

Zaman zaman gazetelerde belleğini yitirmiş insanlara ilişkin haberlere rastlarız. Kendisinin kim olduğunu bilmeyen bu kişiler her zaman değilse bile çoğunlukla kısa bir süre sonra yeniden belleğine kavuşur. Bellek yitimi psikolojide amnezi olarak adlandırılır.

Anımsama

İkinci sorunun içinde aslında iki soru yer alır birnciisi kısa süreli ihtiyaç duyuduğumuz bilgileri (örneğin satıcının vereceği para üstünü hesaplamak için daha önceden sorduğumuz malın fiyatını hatırlamak gibi) diğeri ise uzun vadeli ihtiyaç duyduğumuz bilgileri (örneğin "kedi"nin İngilizcesinin "cat" olduğu bilgisi) nasıl aklımızda tuttuğumuzdur.

Bu soruların cevaplarını arayan çalışmalar sonrasında kısa süreli bellek ile uzun süreli belleği ayrı olduğu hatta bir insanın kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe bilgi aktarma yetisini yitirebildiği gibi sonuçlar çıkmıştır.

Kısa Süreli Bellek

Burada daha çok işitsel ve dile dayalı bilgiler toplanır. Kısa süreli bellek, işleme dönük çalıştığından üzerinde çalışılmayan bilgiler kendiliğinden yok olur. Kısa süreli bellek geçici depolama görevini üstlenmektedir.

Kısa Süreli Bellek: Kısa süreli belleğin birkaç şekli vardır. Anlık diyebileceğimiz kısa süreli belleğe örnek olarak görsel olaylarla ilgili resimsel bellekten söz edebiliriz. Bu bellek şeklinde görsel uyarıları izleyen ard-hayaller vardır. Kişi bir cisme bir süre baktıktan sonra o cisim görme alanından çıkarılsa bile, bir süre daha bu cismin hayali gözünün önünden silinmez ve kişi bazı ek ayrıntıların farkına varır; sanki görmeye devam eder. Ancak, bu belleğin süresi çok kısa olup çoğunlukla bir saniyeden azdır. Süreyi uzatmak için, görsel uyarının parlaklığını arttırmak ya da bakma süresini çoğaltmak gerekir. Anlık görsel belleği sağlayan mekanizma gözün sinir tabakası nöronlarındaki fiziksel değişimlerdir. Biraz daha uzun süren kısa süreli bellek, sinir hücreleri arasındaki uyarıcı devrelerde bir süre devam edip giden elektriksel aktivite aracılığı ile gerçekleşir. Kapalı devreler şeklinde olan ve uyarıcı tepki oluşturan nöron zincirlerinde sinir akımları tekrar tekrar dolaşır (ongoing neuronal activity) ve bu kapalı devrelerde akım dolaştıkça, o şey anımsanır. Akım tükenince o şey unutulur. İngiliz ruh bilimci Alan Baddeley bu belleği çalışma belleği olarak adlandırmaktadır. Bu bellek türü için verilebilecek tipik bir örnek, yeni öğrenilmiş yedi rakamlı bir telefon numarasını anımsayabilmektir. Kısa süreli belleğin ortalama kapasitesi de yedi birimliktir (5 - 9). Yani kısa süreli bellek beyne iletilen bilgilerin giriş bölümünde, bir tampon görevini yerine getirmektedir. Alınan bilgiler (görüntü, sözcük veya sayısal bilgi) ilk önce kısa süreli bellekte işleme tabi tutularak gerektiğinde uzun süreli belleğe iletilmektedir.

Uzun Süreli Bellek

Bu bellek türü, yeni öğrenilen bilgilerin eskileri ışığında saklandığı / güncellendiği türdür. Buradan yola çıkarsak, kısasüreli bellek günümüz bilgisayarlarının RAM' ine uzun süreli bellek ise Hard Disk' ine benzetilebilir.

Uzun süreli bellekte bilgiler, kısa süreli bellekte olduğu gibi ilk önce sözel kodlamaya dayanırlar. Sözel kodlama olmadığı durumlarda ise, hayali görsel / yarı görsel kodlama devreye girer. Burada uzun süreli belleğin bir başka görevi de anlamsal ve yapısal ilişkileri de birbiri ile uyum içerisinde saklamaktır.

Bilginin kodlanması sırasında birey, bilgiyi istediği şekilde gruplayabilir. Sistemli gruplandırılmış bilgiler kalıcı olmaktadır.

Uzun süreli bellek, kısa süreli bellekteki nöron zincirlerinde akan elektriksel aktivite gibi dinamik olaylara bağlı değildir. Çünkü böyle olsaydı nöronal aktivite geçici olarak durdurulduğunda, belleğin de tümüyle silinmesi gerekirdi. Örneğin, derin bir anestezi verildiğinde, beyine az oksijen gittiğinde ya da beyin soğutulduğunda kişinin geçmişini tümüyle unutması gerekirdi. Fakat bu durumlarda yalnız kısa süreli bellek bozulmakta, uzun süreli bellek ise sağlam kalmaktadır. Bu bakımdan uzun süreli belleğin, dinamik değil, plastik değişiklikler sonucu oluştuğunu düşünmek daha doğrudur. Plastik belleğin temelini koşullu ya da koşulsuz reflekslerden gelen sinyallerle değişebilen protein molekülleri oluşturur. Böylece beyinde moleküllerden oluşmuş bir dilin ya da gramerin varlığından söz edilebilir. Yeni protein molekülleri sadece uyarılar (öğrenme) ile oluşmaz, kalıtsal olarak da oluşur. Bir bakıma canlılar kalıtsal olarak eğitilirler. Kalıtsal eğitim kusurlu olduğunda, akıl hastalıklarından ve davranış bozukluklarından söz ederiz. Moleküler düzeydeki değişiklikler dışında uzun süreli belleğin gelişmesi için nöronlarda şekilsel değişiklikler de oluşmaktadır. Bilindiği gibi, bir sinir hücresinden diğer sinir hücresine kimyasal ve bunun sonucu olarak da elektriksel uyarıların geçtiği kısımlara sinaps denir. Öğrenme nöronlar arasındaki sinapsların sayısında artma; unutma ise sinaps sayısında azalma yapmaktadır.

Açık Bellek

İstemli olarak anımsanarak, sözlü olarak ifade edilebilecek anılardan oluşur. Örneğin bir kişiye ait bir dizi sözcük verilerek bu sözcükleri tekrarlaması isteniliyor, bu yapılırken birey açık belleği kullanmaktadır.

Kapalı Bellek

Açık belleğin tam olarak karşıtıdır. Bu bellek türünde, anılar istemli olarak anımsanıp smzlü olarak ifade edilmez. Burada anılar ya da beceriler tekrar yoluyla ortaya çıkar. Bisiklete binmek buna örnek olarak gösterilebilir.

Olaysal Bellek

Kişinin başından geçen olay ve özel durumlardan oluşur.

İlişkilendirme belleği

Sembollerin yorumlanmasında ve yapılandırılmasında kullanılan bellek türüdür. Örneğin yaşadığınız şehirle ilgili bir anı, bu kentin yüz ölçümü, nüfusu ve belirli özellikleri gibi niteliklere erişmekte kullanılabilir.

Hiyerarşik bellek

Yapılanmada bilgiler bir ilişkilenme içerisinde yer alırlar. Kedi denilince akla kediyle ilişkili söylenebilecek pek çok hayvan gelmektedir. (örn: fare, köpek vb..)

BELLEĞİN YAPISI

Belleğin yapısının temelini, nöronlar ve nöronların bağlantı noktaları olan sinapslar oluşturur. Bilimadamlarınca bellek şu şekilde açıklanmaktadır;

"Sinir sisteminde devinimsiz yansımalı sinir devreleri bulunmaktadır. Sinir devresini oluşturan yüzlerce nörondan birisi elektriksel haraketliliğe başlayınca bu akım komşu nöronlara iletilir. Nöronlar, çemberin son hücresi olan elektrik akımının başladığı nörona tekrar akımı iletirler. Böylece elektrik akımının çember boyunca dolaşımı sağlanır.

Yansımalı devrelerde aktivitelerin süresi 14-18 saate kadar sürebilir. Devrede dolaşıp duran bu sinyal anıları temsil eder. Birçok yansımalı devre bir araya gelerek anıları uzun süre canlı tutabilirler.

Uzun süreli bellekte ise temel olay 'uzun süreli potansiasyon' dur. Bir sinir yolu, üst üste kısa süreli ve güçlü olmayan elektriksel darbelerle uyarıldıktan bir süre sonra tek tek uyarılara daha yüksek genliklte yanıtlar vermeye başlar. Dolayısı ile yinelenen bilgi sinir sisteminde kendisine yol açar. O bilgi ile bir uyarı geldiğinde, bilginin yolu bilindiğinden tümü birden anımsanır." (Prof. K. Yaltkaya)

Belleğin yapısını ve işleyişini gösteren güzel bir gösterime http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0711/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Kaynaklar

  • Uzm.Dr. Ali AKBEN, http://www.doktorsitesi.com/metinoku-1-Makale-2411
  • Son değişme: 09.12.08 yazan
    Yapay-Zeka.org sayfalarında bulunan bilgi ve belgelerin, kaynak gösterilmek koşulu ile GÖBL çerçevesinde kullanılması serbesttir. XOOPS'a teşekkürler.