Buradasınız

Yapay Zeka El Kitabı

Yönetici tarafından 31 Ağustos, 2017 - 23:35 tarihinde gönderildi

Yapay zeka kavramı pek çok farklı boyutu olması nedeniyle farklı kişiler için genellikle farklı şeyler ifade eden bir kavramdır.

Bununla birlikte pek çok kişi yapay zeka'nın kendi kendine öğrenen bir bileşen içermesi gerektiğini kabul edecektir.

Öğrenme yeteneği, bir bilgisayar programının daha önceden belirlenmiş ve bir programcı tarafından uygulamaya geçirilmiş algoritmaları işletmek dışında kalan ve açıkça tanımlanmış olmayan görevleri de yerine getirebilmesi için gereklidir.

Aslında kural tabanlı programlama ile de önemli derecede zeka otomasyonu sağlanabilmektedir. Karmaşık ve iç içe geçmiş mantıksal ifadelerden oluşan programlar, sırasında bir kişinin bilgisayarın yapay zekaya sahipmiş gibi davrandığını düşünmesine yol açabilir. İnsan zekasının da bazı durumlarda kural tabanlı çalıştığı düşünülebilir. Beynimizde etkiler ve sonçuçları arasındaki ilişkilerden oluşan bir veri tabanı olduğunu varsayarsak pek çok durumda bu veritabanındaki bilgilere göre hareket ettiğimiz söylenebilir.

Günümüzde artık matematiksel olarak bağıntısı kurulamayan ve çözülmesi mümkün olmayan problemler bile sezgisel yöntemler yolu ile bilgisayarlar tarafından çözülebilmektedir. Bilgisayarları bu özellikler ile donatan ve bu yeteneklerinin gelişmesini sağlayan çalışmalar “yapay zeka” çalışmaları olarak bilinmektedir. İlk defa 1950’li yıllarda ortaya atılan yapay zeka terimi zaman içinde oldukça yoğun ilgi görmüş ve 40-50 yıllık bir zaman diliminde hayatın vazgeçilmez parçası olan sistemlerin doğmasına neden olmuştur.

Yapay Zeka bilimi, gerek gelişim süreci sırasında farklı uzmanlık alanlarının ortaya çıkmasından, gerekse insan zekası çözümlenirken geliştirilecek yaklaşımların birden fazla bilimsel disiplini ilgilendirmesinden (Üst bilişsel fonksiyonlar ancak birden fazla sistemin koordinasyon içinde çalışmasından meydana gelebilmektedir hatta bu sistemlerden bazıları için insan beyninde fiziksel olarak farklı bölgeler bulunduğuna yönelik tespitler mevcuttur.) ötürü çok sayıda alt alana ayrılmıştır. Bu alt alanların temel hedefleri net olarak belirtilebilse dahi bazı alanların kapsamları/etki alanları arasındaki sınırlar çok kesin değildir.